futbol etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
futbol etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
22 Aralık 2013 Pazar
Sinirlenince Çok Güzel Oluyosun Ali Ece
30 Mart 2013 Cumartesi
Cimbom Final Yakışır Sana !!!
Evet bugün Türk Telekom Arena'da oynanan Galatasaray İstanbul Büyükşehir Belediyespor maçında açılan bu pankart tüm Galatasaraylıların zihninde acaba ? dedirtti. Evet yıllardır hayalini kurduğumuz Avrupa'da başarı hayaline bu yıl belki de hiç olmadığımız kadar yakınız. Öncelikle bu iddiamı destekleyen bikaç örnek verelim. İlk yarıda oynanan Akhisar Belediyespor maçındaki futbolu hiçbir Galatasaraylı unutamaz, Gençlerbirliği maçındaki o ilk yarı performansı, Kayserispor maçlarındaki performanslar, Beşiktaş maçındaki muhteşem futbol, Schalke deplasmanındaki ilk yarı performansı, 2-0 geriden gelip 4-2 çevrilen Orduspor maçının ikinci yarısındaki o muhteşem performans aklıma gelen ortalamanın çok çok üstüne çıktığımız maçlar.. İşte bu performanslar Galatasaray'ın gerçek potansiyelinin görebilmemiz için yeterliydi. İşin bide diğer yüzü var Avrupa'da final görebilmek için önümüzde çok önemli bir engel var dünyada en elit kulüpler arasında her zaman ilk 2 de olan kuluplerden biri Real Madrid !! Evet gerçekten kolay olmayacak bunun bütün Galatasaraylılar farkında ama şöyle de bir gerçek var Galatasaray tarihindeki en büyük yatırımlı kadrosuyla ve Fatih Terim gibi bir dehayla çıkacak Real Madrid karşısındaki bu iki karşılaşmaya ve Real Madrid'in bu yılki performansının hiç de iç açıcı olmadığını düşünülürse neden olmasın demek geçiyor insanın içinden.. Şimdi daha yüksek sesle hep beraber söylüyoruz Cimbom Final Yakışır Sana !!!
3 Nisan 2001 Galatasaray - Real Madrid Maçı
Galatasaray 3-2 Real Madrid
3-2 lik Real Madrid maçı hakkında kısa kısa anektodlar..
-fatih akyel roberto carlosu mal etmişti.
-hagi resitaline devammm
-galatasaray'ın üçüncü golünden sonra çılgına dönen seyircilerin zıplayarak yaptığı tezahüratların etkisiyle kapalı tribünün üstündeki ışıkların sallanmasının yeşil zemin üzerinde görülmesi ile dumura uğranılması, akabinde daha fazla dayanamayan ışıkların bir kısmının sönmesi neticesinde oyunun 5 dakika durması ile sonuçlanan olayın gerçekleştiği maç..
-bağırmaktan sesimin kısıldığı maç...
-hasan sas'ın luis figo'yu, fatih akyel'in roberto carlos'u maymun ettiği maç olarak zihinlerde yer eden karşılaşma
-fenerbahçelilerin "ne var yani biz de gaziantepsporu 3-0'dan 4-3yendik" tepkisini verdiği maç :))
-real madrid in tarihindeki ender maclardandir. ayrica 20 dakikada 3 gol yedigi ilk ve tek mactir
-akla geldikçe bünyede garip hisler uyandıran karşılaşma. bir yandan sevinç ve gurur, diğer yandan hasret..
aynı zamanda bir erkeğin utanmadan nasıl hüngür hüngür ağlayabildiğini gördüğüm nadir anları yaşatan karşılaşma..
-ücüncü golden sonra, jardel'in yeni acığa gelerek kendine has stiliyle önümüzde dans etmeye çalıştığı, hasan şaş ve fakyel'in on kaplan gücünde oynadığı, mactan önce tribüne cagırdığımız collina'nın el salladığı, kapalının kendinden gecip, ali sami yen'e sığmadığı mactır. unutulması imkansızdır, yasaktır, ayıptır
-2.yariyla birlikte sahada bir firtina esmeye ba$lami$ti. sevdigimiz kaleye dogru (yeni acik tarafi) akin akin geliyorduk. umit davala' nin penalti goluyle "lan olur mu acaba" demi$tik. sagdan fatih' in kesip getirdigi topu hasan $a$ yerden ters ko$eye mihlayinca sevincten cildirmi$tik. yine fatih' in sagdan ortasina mario jardel' in mukemmel yukselip golunu cakmasindan sonra kapalidaki insanlar ne yaptigini nasil bagirdigini $a$irmi$ti. golden sonraki santradan sonra bile insanlar olanlara inanamiyordu.
mactan once maci kazanmayi umuyorduk tabii ki ama 2-0 dan 3-2 ye gelen maci almak hem de bunu dunyanin en iyi takimina sahip real madrid' e kar$i becermek inanilmaz bir olaydi.
real madrid' in bizi madrid' te parcalayacagini biliyorduk ama bu umurumuzda bile degildi. ali sami yen stadi boyle bir taraftar, boyle bir co$ku, boyle bir mutluluk gormemi$ti. hele ki macin sonlarina dogru yapilan "i$te boyle her sene boyle madride boyle koyarlar amman" tezahurati yarilmamiza neden olmu$ ve acayip ho$umuza gitmi$ti.
real madrid' in hocasi bjk' nin $imdiki hocasi del bosque idi.
ertesi gun radikal' in man$eti harikaydi; "once real, sonra surreal"
macin diger bir ayrintisi, davala' nin penalti golu galatasaray' in avrupa kupalarindaki 200.goluydu.
-tüm gollerin yeni açık tarafında ki* kaleye olması da ilginç bir noktadır...devre arasında çaresizlik içinde koltuklarına yığılmaya çalışan taraftar (yığılmaya çalışan diyorum çünkü stadda en azından 40 bin seyirci vardır ,1 koltuğa 2 ,merdiven boşluğuna 4 seyirci düşmektedir) , 2. devrenin başında bizler inandık siz de inanın diyerek takımı ateşlemiştir...maçın sonunda fincanı taştan oyarlar çalması da ayrı bir güzelliktir.
-fatih akyel'in sonrasında futbolu bırakması gerektiği maç. ayrıca ahmet dursun da aynı davranışı 19 eylul 2000 beşiktaş barcelona maçından sonra göstermeliydi.nitekim ikisi de futbol kariyerlerinde bu maçlarla zirve yapmışlar daha da erişecek yerleri kalmamıştır
-bu maç 2001 2002 sampiyonlar ligi ceyrek final karşılaşmasının ilk maçıdır. avrupa şampiyonlar ligi tarihinde ilk kez bir türk takımı çeyrek final oynamıştır.
-fatih akyel bu macta kapasitesini oyle bir zorlamisti ki, hulk karakteri bir hayal olmaktan cikmisti gozumde.. dogaustu bi seyler oldu adama eminim. yani yukarilardan bir immortal emri geldi herhalde ki sahanin icindeki tum bonuslari topladi
-ses tellerimde nodül cıkmasına sebep olan mac, feda olsun cimboma.
-liverpool fanatigi bir ingiliz arkadasin mac sonunda " ı've never seen a team fighting so well, after being 2-0 down" dedigi mactir, unutulmazlardandir..
-hagi'nin henüz ilk dakikalarda, belki de topu ayağına ilk alışında yine her zaman yaptığı gibi çok uzak bir mesafeden kaleyi yokladığı maç. hafızamda öyle yer edinmiş ki bu şut, farklı şekilde auta gitmişti ama bir şeylerin sinyallerini veriyordu adeta. 2.yarıda şahlanacak galatasarayın sinyalleri. madrid'e açıktan bir meydan okumaydı belki de, kim bilir. galatasarayın büyüklüğünü göstermesi baabında. zaten o anda o şartlarda öyle bir şut yollayabilecek tek oyuncuydu hagi, bu yüzden farklıydı.
19 Kasım 2008'de Semih Kaya için yazılmış bir yazı
Belki bilenler vardır ya da duymuştur. Gecen sene Altay'dan büyük olaylarla transfer ettiğimiz genç bir futbolcu vardi. Adı Semih Kaya. Hani silahlar çekilmişti İzmir'den çıkamaz diye falan. Hatta geçenlerde İlhan Söyler de yazmıştı biri listeye göndermiş. Bu çocuğun transferi o yas grubunun en buyuk transferi olarak yorumlanmıştı. Gerçekten oyunu bunu haksiz çıkartmıyordu.
1991 doğumlu 1.83 boyunda stoper oynuyor Semih.
Fahri abinin ''babacım, ne emre ne arda ben böyle şey görmedim''dediği çocuk.
Sonuç olarak kulüp ondan çok umutlu, herkes yeni Cüneyt Tanman olacağını konuşuyor.
Fakat pazar günü oynanan Bjk-Gs maçında sakatlandı. Rakip oyuncunun tekmesi yüzünde patladı ve kısa süreli baygınlık geçirdikten sonra sahaya kustu. hemen hastaneye kaldırıldı. Kafatası ve beyin zari arasında oluşan kan pıhtısını almak için ameliyata soktular.2,5 saat suren ameliyattan sonra semih gayet iyi bir şekilde normale dondu.
Çok tehlikeli bir ameliyatı başarıyla atlattı. sezonu tabi ki kapadı. Hastanede ameliyata götüren hemşirenin ''çıktığında fenerli olacaksın'' yorumuna karşılık narkozlu bir halde ''çıkartmayın o zaman'' demesi ise gerçekten ne kadar iyi bir Galatasaraylı olduğunu gösteriyordu. Sakatlandığı günün aksamı ise milli takim kampına katılmak üzere Kayseri'ye gidecekti.
İlk ziyaretine gelip geçmis olsun diyende Özhan Canaydın oldu.
Galatasaray için gerçekten derin bir nefes oldu.
İlginç Futbol Olayları
Tony Alexander Adams, 22 sene Arsenal forması giydi ve başka bir takıma transfer olmadan futbol hayatını bitirdi.
Atatürk Olimpiyat Stadı, İstanbul BŞB.-Gençlerbirliği maçıyla 'En az seyirciyle oynayan 5. dev stat' oldu. 81 bin kapasiteli statta 9 Aralık'ta oynanan maçı sadece 50 kişi izledi
EURO 2008 Elemeleri'nde Almanya, San Marino'yu deplasmanda 13-0 yendi. Bu skor, Avrupa Şampiyonası Elemeleri'nde alınan 'en farklı sonuç' olarak tarihe geçti
2001'de Sydney'de oynanan maçta Avustralya, Samoa'yı 31-0 yenerken, Archie Thompson, 11 golle zor bir rekorun sahibi oldu
Rakip filelere 54 gol gönderen José Luis Chilavert, 'En fazla gol atan kaleci' olarak futbol tarihine geçti. Chilavert ayrıca hat-trick yapan tek kaleci.
Şampiyonlar Ligi'ndeki en süratli gol' David Trezeguet'ye ait. 1997-98'de Monaco forması giyen Trezeguet'nin şutu 157.33 kilometre hızla Manchester United ağlarıyla buluştu.
Mersin İdmanyurdu, Türkiye Birinci Ligi'nde puanı silinen tek takım olarak tarihe geçti. 1980-81 sezonunda Beşiktaş'la oynadığı maçta sahadan çekilen Mersin ekibi, hükmen yenik sayıldı ve 2 puanı silindi.
Kolombiya maçında kazanılan 3 penaltıdan da yararlanamayan Arjantinli Martin Palermo, uluslararası bir maçta 'En çok penaltı kaçıran futbolcu' oldu.
2006 Dünya Kupası'na 2. Turda veda eden İsviçre, kalesinde hiç gol görmeden elenen ilk takım olarak kupa tarihine yazıldı.
1996-97 sezonunda 34 maçta 2 galibiyet 27 yenilgi, 5 beraberlik alan Zeytinburnuspor, Türkiye Birinci Lig tarihinin 'en kötü performansı'na imza attı.
Beşiktaşlı taraftarların Liverpool maçında yaptığı tezahürat 132 desibele çıktı. 132 desibel, futbol tarihinin en yüksek sesseviyesiydi.
Ülkesinin liglerine en çok takım veren başkent Buenos Aires. Açılış ve Kapanış Ligi'nde, Arjantin'in başkentinden toplam 14 takım yer alıyor
1986-87 sezonunda oynanan Fenerbahçe-Eskişehirspor maçında, sarı-lacivertli ekip 4 penaltı kullanarak 'En çok penaltı atan takım' oldu. "En çok penaltı kullanan futbolcu" ise 4 atışı da gole çeviren Fenerbahçeli Zafer Tüzün.
F.Bahçe ile G.Saray arasındaki maçlarda en az seyirci 17 Kasım 1922 tarihindeki karşılaşmaya geldi. İttihat Sahası'nda oynanan maçı, tamamı biletsiz 14 kişi izledi.
Brezilyalı eski kaleci Eugênio Machado Souto, 33 farklı takım çalıştırdı. 'Geninho' lakabıyla tanınan Souto, şu anda Atlético Mineiro'nun başında.
Üç büyükler içinde ligi eksi averajla tamamlayan tek takım Beşiktaş. Siyah-beyazlılar, 11. sırada tamamladığı 1975-76 sezonunda 25 gol atıp, 32 gol yemişti.(Geçtiğimiz sene Galatasaray bu rekora ortak oldu Sarı kırmızılılar 8. tamamladığı 2010-2011 sezonunda 41 gol atıp 46 gol yemişti.)
Avrupa'da bir maça yapılan en büyük katılım' Hampden Park'ta oynanan maçta gerçekleşti. 1937'deki İskoçya Kupası finalinde Celtic-Aberdeen maçını 146 bin 433 biletli seyirci izledi
Sakatlığı nedeniyle 'En uzun süre oynamayan en pahalı futbolcu', Milan'a Real Madrid'den 11 milyon pounda gelen Fernando Redondo. İlk maçında 3. dakikada dizinden sakatlanan Redondo, yaklaşık 2,5 yıl sahalardan uzak kaldı. Redondo, 2.74 milyon pound, ev ve arabayı Milan'a geri vermek istedi, ancak kulüp bu teklifi geri çevirdi.
Profesyonel sözleşmeye imza atıp, 'En uzun süre oynamayan futbolcu' eski Liverpool kalecisi Jorgen Nielsen olarak kayıtlara geçti. Hvidovre'den 26 yaşında transfer edilen file bekçisi, tam 4 yıl, 11 ay forma giymedi.
Trabzonspor, 1979-80 sezonunda 30 maçta kaydettiği 25 golle(0.833 gol ortalaması) 'Dünyanın en negatif şampiyonu' unvanını elde etti.
Kullandığı 63 penaltıdan 16'sını gole çeviremeyen Gerd Müller, 'Dünyanın en çok penaltı kaçıran' futbolcusu oldu.
Finlandiya'nın unutulmaz oyuncularından Pentti, 1986'da kendi kalesine 5 gol attı. Maçtan sonra takım arkadaşları tarafından Pentti'ye 'pusula' bile alındı.
27 takım değiştiren Lutz Pfannenstiel, 6 kıtada da top oynayan tek futbolcu oldu. 34 yaşındaki Alman kaleci, halen Clube Atlético Hermann Aichinger'de forma giyiyor.
Jübile maçında kendi kalesine gol atan tek futbolcu Franz Beckenbauer.
Willenhall Town Ladies-Burton Brewers maçı, Guinness Rekorlar Kitabı'na girdi. Ortalama her 1,5 dakikada 1 gol atan Willenhall Town, maçı 57-0 kazandı.(bu maçı izlemek isterdimJ)
1957 yılında Charlton, 75 dakika 10 kişi oynadığı ve son yarım saatine 5-1 mağlup girdiği Huddersfield maçını 7-6 kazandı.
İngiltere maçında 3. dakikada kendi kalesine gol atan Paraguaylı Carlos Gamarra, 'Kendi kalesine en erken gol atan futbolcu'olarak tarihe geçti.
Paulo Araujo aynı maçta 5 kez kart görerek rekor kırdı. Olayın nedeni, oyundan atılan Brezilyalı futbolcunun dalgın hakeme fark ettirmeden maça devam etmesiydi.(bunu nasıl becerdiyse artık)
2000-2001 sezonunda Bristol City-Brendford maçının ilk yarısında 23 dakika kaybolan zaman oynandı ve bu süre içinde 2 gol atıldı. Aynı maçta Bristol'un golcüsü Lloyd Owusu'nun ayağı kırıldı ve omzu çıktı.
Efsane İngiliz futbolcu Gary Lineker, yaklaşık 20 yıl süren kariyerinde bir tek sarı kart bile görmedi.
1945-46 sezonunda Szentlorinci forması altında 66 gol atan Ferenc Deák, 'Bir sezonda en çok gol atan futbolcu' oldu.
1954'de Sandor Kocsis, 1958'te Just Fontaine ve 1970'te Gerd Müller aynı Dünya Kupası Finalleri'nde 2'şer hat-trick yaparak tarihe geçtiler.
Fransa 98'de ilk tur maçlarının ardından Dünya Kupası kırmızı kart rekoruna ulaşıldı. 48 maçta 16 kırmızı, 174 sarı kart çıktı.
2010 – 2011 Sezonunda Fenerbahçe kırılması zor bir rekora imza atarak 5 dalda şampiyonluk yaşayan tek spor kulübü olmuştur (Futbol - Basketbol Erkek , Bayan -Voleybol Erkek , Bayan).
Bournemouth'un Wrexham ile yaptığı maçta mücadeleye 84. dakikada giren ve 140 saniyede 3 gol atan James Hayter, 'İngiltere Futbol Ligi'nin en hızlı hat-trick yapan' ismi. Premier Lig'de ise bu rekor Robbie Fowler'a ait. Ünlü İngiliz yıldız 1994'te oynanan maçta 4 dakika 33 saniyede 3 gol kaydetmişti. Amerikan Futbol Ligi'nde en hızlı sürede hat-trick yapan isim ise o dönemde LA Galaxy forması giyen Harut Karapetyan. Karapetyan 1998'de oynadıkları maçta 5 dakika dolmadan Dallas Burn ağlarını 3 kez havalandırdı. F.Bahçe'nin Sırp yıldızı Mateja Kezman da, Alanyaspor maçında 4 dakikada hat-trick yaparak rekor kırdı.
G.Saray'ın efendiliğiyle tanınan eski oyuncusu Cüneyt Tanman ile Beşiktaş'ın 'Şifo' lakabıyla tanınan efsanesi Mehmet Özdilek, futbol kariyeri boyunca hiç kırmızı kart görmedi.
'En çok bacağı kırılan futbolcu' rekoru Just Fontaine'a ait. Kariyeri boyunca 4 kez ayağı kırılan Fransız golcü, 1962'de tekrar ayağı kırılınca futbolu bıraktı.
Fenerbahçe 1988-1989 sezonunda sezonu 103 gol ile tamamlayarak bu alanda kırılması zor bir rekora imza atmıştır.
29 Mart 2013 Cuma
Umut Bulut'un Schalke'ye attığı gol
Umut'un Schalke'ye son saniye attığı golü inceleyelim.. Muslera'yı ve tabi ki Selçuk'u..Muslera ve Selçuk ikisi de Şampiyonlar Ligi tecrübesi olmayan futbolcular, fakat son saniyede atılan gole dikkat.. Muslera dk 90+ da takıma beraberlik yetecekken, son atakta topu alıyor ve yere yatıp vakit geçirmek yerine ani atakla golü bulup maçı kazanabiliriz düşüncesiyle topu ısrarla yerden pas isteyen Selçuk'a yerden bırakıyor.. Selçuk gibi şampiyonlar ligi deneyimi olmayan bir futbolcunun önem derecesi bu kadar yüksek maçta 90+ dakikalar oynanırken beraberliğin yetecek olmasına rağmen kazanmayı düşünmesinin,istemesinin,o dakikada bizler tv'ye bile bakamazken, o sakinlikle düşünebilip Muslera'dan o pası istemesinin izahı olamaz.. büyük futbolcu falan değilsin sen Selçuk futbol ilahısın.. Şuan Selçuk'u Real Madrid'e koy, Bayern'e koy, Manchester'a koy hatta Barcelona'ya koy asla sırıtmaz ve her takımda rahatlıkla oynar.
1 Şubat 2013 Cuma
Zlatan İbrahimovic çocukluğundan bir anısını anlatıyor..
"Babam alkolikti ve ailecek fakirlikle boğuşuyorduk, bu ortamda yiyecek bulmak bir yana fena halde açlık çekiyordum. Arkadaşlarımla bisikletler çalıyor, bazen de işi abartıp araba hırsızlığına kalkıyorduk. Zor bir çocukluk geçirdim ve şimdi eşimden çocuklarım adına tek bir isteğim var, buzdolabının her zaman yiyecekle dolu olması"
Zlatan İbrahimovic
PSG'li Futbolcu
Çocukluk günlerini anlatırken
Ediz Bahtiyaroğlu'nun babasından mektup..
Babam gidiyoruz dediğinde 13 yaşındaydım.
Evim diye bildiğim toprakları bırakıp, Türkiye’ye doğru yola çıktık. “Türkçe bilmiyorum ki, okula nasıl gideceğim” diye düşünüyordum. Babamın çok fazla parası da yoktu. Okula gitmek yerine bir fabrikaya girdim. Artık işçiydim.
Yıllar geçti. Ayten’i tanıdım. Hala işçiydim, hayat hala zordu. Evlendik ve üç çocuğumuz oldu. Çocukların hepsi güzel olur da, nedense en küçük olan hep daha farklı bir yere konur ya, işte bizim ufaklık da bir başkaydı. Daha annesinin karnındayken bile rahat durmuyordu. Benim diyen forvet öyle tekme yememiştir, Ayten’in yediği kadar. Yani 9 ay boyunca bir hakem olsa yanımızda, her gün çift sarıdan kırmızıyı yerdi. “Bak hanım, senin oğlun bu gidişle futbolcu olur” demiştim.
Ayten’i doğum için SSK’ya götürdüm. Bembeyaz tenli, renkli gözlü, 4 kilodan ağır bir bebek olarak dünyaya geldi. Ayten de yediği tüm tekmeleri unuttu gitti.
Okul çağı gelince, okula gönderdik ama aklı fikri topta. Ben de gençken futbol oynadım ama bu bir başka. Gözü futbol topundan başka hiçbir şey görmüyor. Mahalle arasında futbol oynuyor, gürültüden dolayı komşulardan hep şikayet alıyoruz. Mahallenin gençlerinin oluşturduğu bir futbol takımı varmış. Gitmiş o kulübe girmiş. Akşam eve geliyorum, oğlan kanter içinde, su gibi olmuş, sobanın yanında ısınıyor. Annesi tuvalette çamurlu ayakkabılarını yıkıyor. Diğer çocuklarıma bakıyorum, hep ders çalışıyorlar. Bu daha kitaplarının kapağını açmamış. Kitaplar kullanılmadığı için öylesine yeni gibi duruyor ki, her senenin sonunda o kitapları satıp, kendisine harçlık yapıyor.
10 yaşına gelince tutturdu beni seçmelere götürün diye. Ayten ona zaten hiç kıyamaz. O ne isterse yapar. Ertesi gün dolmuşa binip, şehrin süper ligde oynayan takımının seçmelerine gittiler. Annesi anlattı, binlerce çocuk varmış. Onların arasından bizimkini seçmişler.
-İsmail görmeliydin halini. Dolmuşa bindik eve geri dönüyoruz, sevinçten yerinde duramıyordu. “Anneciğim sana söz veriyorum. Seni saraylarda yaşatacağım” dedi bana.
-Altyapıda para da vermiyorlar. Nasıl göndereceğiz, forması, eşofmanı, dolmuş parası.
-Ses etme İsmail. Allah büyük, yaparız birşeyler.
Benden gizli gizli annesiyle gidip, taksitle krampon almışlar. Ev ile antrenman yapılan yer arası 10 km mesafe var. Hergün yürüyerek gidiyor. Soğukta elleri, yüzü morarmış biçimde geri geliyor. Çocuk sıcak bir banyo yapacak, tüp bitecek diye şofbeni bile açmıyorlar. Diğer taraftan, Ebru ile Engin’in dershanelerine para yetiştirmeye çalışıyoruz. Ayten her akşam, onun kıyafetlerini yıkayıp, sobanın yanında kurutuyor ki, sabaha hazır olsun. Bu çile 5 sene boyunca sürdü.
Erkek Lisesi’ne giderken bir gün Tarih öğretmeni annesini çağırdı. “Hanımefendi, bu çocuğun kafası boş, bundan birşey olmaz” dedi. Hepimiz biliyorduk onun futboldan başka hiçbir şeye ilgisinin olmadığını. Zaten o yılın sonunda ilk profesyonel imzasını da attı. 100 milyon lira verdiler. 10 lirasını cebine koymuş, 90 lirasını annesine vermiş. Ayten de gitmiş, 90 lirayla oğlu güçlensin, toplara daha iyi vursun diye et almış, muz almış. Nerede pahalı şey var, gidip almış, gelmiş mübarek.
Bir süre sonra Ankara’dan transfer teklifi geldi. Annesi ağladı etti ama kendisiyle aynı kulüpteki iki arkadaşıyla birlikte Ankara’ya gittiler. Daha 16 yaşındaydı. İki arkadaşı yapamamışlar dönmüşler. Bizimki her akşam yorganın altına girip, anneciğim, babacığım diye ağlıyormuş. Annesiyle telefonda konuşmuş. Annesi “istersen dön yavrum” demiş. “Sizin için kalıyorum. Para kazanmam, sizi rahat yaşatmam lazım” diye cevap vermiş.
O sene 2 milyar para kazandı. Hepsini bize gönderdi. Tıpkı öldüğü güne kadar yaptığı gibi. Ve bugün, sahip olduğumuz herşeyi ona borçluyuz. En son aldığı arabayı bile annesinin üzerine yapmış. Evladın hayırlısını yetiştirmişiz.
O gidiyorum dediğinde 26 yaşındaydı. Onu transferin son günü, cennete transfer ettik.
Umarım oralarda bir yerlerde, taksitle krampon satılıyordur.
Ediz Bahtiyaroğlu'nun Babası .
6 Nisan 2012 Cuma
SAMET GÜZEL VE TEŞVİK...
Sinsi Samet Güzeli incelemek lazım..
17 Nisan da Trabzonspor-Bursaspor maçı var.
Savcı;
Alaeddin Yıldırım'ın ise; tercüman Samet Güzel aracılığıyla futbolcu Gökçek Vederson ile irtibat kurduğu, Alaeddin Yıldırım ve Samet Güzel'in 11.04.2011 günü İstanbul'da Vederson'la buluşarak Trabzonspor'u yenmeleri karşılığında para teklifinde bulundukları, Gökçek Vederson'un da bahse konu teklifi kabul ettiği,
06.04.2011 günü saat:10.58'de Alaeddin Yıldırım'ın, Samet Güzel'i aradığı görüşme;
Alaeddin: “Sametciğim sen nasılsın günaydın canım,...o arkadaş ile konuştun mu”, Samet:“Konuştum arkadaş ile konuştum,..olumlu olumlu”, Alaeddin: “Olumlu ben şimdi söylemiyorum,..sen hiç bir şey söyleme Samandıra'ya geleceğim Samandıra'da konuşacağız,.., tamam olumlu ise konuşuruz”, (tape:1679)
Bu konuşmadan sonra Alaeddin Yıldırım aynı gün içerisinde İlhan Ekşioğlu'na, Hasan Çetinkaya'ya ve Aziz Yıldırıma bu konuyla ilgili bilgiler veriyor.
10.04.2011 günü saat:14.15'de Alaeddin Yıldırım'ı, Samet Güzel'in aradığı görüşme;
Samet: “Şimdi çocuk şimdi bana bir mesaj attı bugün gelemeyeceğini söyledi,..ben de şey dedim ama geleceğin kesin net bir zaman söyle ki en kısa zamanda görüşelim dedim o da dedi ki yarın 1 buçuk 2 gibi İstanbul'dayım dedi”, Alaeddin: “Sen deki bana 5'te şuraya gel ben geleyim,..sakin bir yere tamam mı”, Samet: Tamam, (tape:1680)
10.04.2011 günü saat:21.43'de Alaeddin Yıldırım'ın Samet Güzel'i aradığı görüşme;
Samet: “Çocuk yarın 1-2 gibi geliyor,..1 ile 2 arası burada olacak” , Alaeddin: “Yarın saat 1'de konuşalım seninle”, (tape:1681)
11 Nisan 2011 saat 13:24'te Alaeddin Yıldırım bu konuyla ilgili şifreli olarak Ekşioğlu'na bilgi veriyor.
11.04.2011 günü saat:13.24'te İlhan Ekşioğlu'nu Alaeddin Yıldırım'ın aradığı görüşme;
Alaeddin: “... teyim şimdi 2 buçukta benim büroya benim bi misafir geliyor hani biliyorsun ya,…bi misafir geliyor işte anla işte o sana getirecek herhalde tamam mı abi ya sen de gelsen de...konuşalım ya şununla ya”, İlhan: “Neyi kim olduğunu tam anlamadım ama”, Alaeddin: “Şey ya bizim eski senin eski şeyin ya evin orada oturuyordu ya eski ev..”, İlhan: “Senin ağzın var ya hepten yamulmuş”, Alaeddin(gülerek): “Ben adamla adamla konuşamayacağım... gel ya gel işte gel gel,..ama hemen gel ha bak ben yoldayım 2 buçukta bende adam, 3'te de gidiyormuş,..anladın mı kim olduğunu”, İlhan: “Anlamadım”, Alaeddin: “Ya anla işte kardeşim işte bu i.nelerden işte,..Zeki Müren”, İlhan: “Zeki”, Alaeddin: “Haydi öptüm seni bay bay”. (tape:2034)
İlhan anlamayınca Alaeddin isim veriyor.
(İlhan Ekşioğlu’nun anlamadığını belirtmesi üzerine)
A. Y.: Ya bizim Vederson ha... Sen gelme o zaman tamam mı... değil mi İlhan...
15.04.2011 günü saat:16.34'de Alaeddin Yıldırım'ın Hasan Çetinkaya/Samet Güzel'i aradığı görüşme;
Alaeddin: “Beni bir Samet ile görüştürsene”, Hasan:“Samet ile hemen görüştüreyim hemen abi”, (Hasan Çetinkaya telefonu Samet Güzel'e veriyor), Samet: “Bir haber gelmedi herhangi bir şey söylemedi o yüzden aramadım ben”, Alaeddin: “Peki hiç konuştun mu onunla”, Samet: “Yok ama isterseniz konuşurum,.., tamam bir halini hatırını sorayım”. (tape:1689)
16.04.2011 günü saat:17.37'de Alaeddin Yıldırım'a, Samet Güzel'in mesaj attığı;
“Ali Bey konusalim. Arkadastan haber var.” yazdığı. (tape:1690)
16.04.2011 günü saat:19.58'de Alaeddin Yıldırım'ın Samet Güzel'i aradığı görüşme(tape:1691);
Alaeddin: “Benimle şeyli konuş tamam mı anlat”, Samet: “Tabi, tabi şimdi ben arkadaşım ile konuştum”.
16.04.2011 günü saat:22.20'de Alaeddin Yıldırım'ın, Samet Güzel'i aradığı görüşme;
Samet: “Arkadaşım ile konuştum (Gökçek Vederson ile yaptığı görüşmeyi aktardığı) arkadaşım da onun yanında olan arkadaşları ile konuşmuş 3 kişilermiş böyle,..3 kişi ondan sonra konuşmuş yani hiç bir sıkıntı yok diyor şu anda hiç bir problem yok diyor, konuştuğumuzdan farklı hiç bir şey yok her şey yolunda diyor”, Alaeddin: “Bu 9 numara da var mı onun içinde (Bursaspor takımında 9 numaralı formayı Sercan Yıldırım giyiyor)”, Samet: “Yok yok onların içinde o yok, onların içinde o yok”, Alaeddin: “Tamam iyi, umutlu mu” Samet: “İçlerinden çıkmayacağız diyor yani öyle diyor”, Alaeddin: “Tamam sen deki pazar sabah Ali bey seni bekliyor,...belkliyorum de İstanbul'a tamam mı”, dediği(tape:1694) belirlenmiştir.
Alaeddin Yıldırım kolluk ifadesinde; Gökçek Vederson'un eksi futbolcuları olduğunu, şahsın kulüplerinde oynadığı dönem içinde prim alacağı olduğunu, söz konusu karşılaşmadan önce bu alacak hakkında görüşmek ve gerekli belgelere imza attırmak için Samet Güzel aracılığı ile Gökçek Vederson ile irtibata geçtiğini, şifreli olduğu değerlendirilen telefon görüşmeleri için yapısı gereği böyle konuştuğunu özel bir sebebi olmadığını beyan etimiştir.
Samet Güzel kolluk ifadesinde; Gökçek Vederson'u Alaeddin Yıldırım'ın isteği üzerine aradığını, şahsı Alaettin Yıldırım'ın ofisine götürdüğünü, burada Gökçek'in önceki alacağı hakkında görüştüklerini beyan etmiştir.
Gökçek Vederson kolluk ifadesinde; Samet Güzel ile Alaeddin Yıldırım'ın ofisine gitmediğini, ancak o dönemde Fenerbahçe kulübünden alacağını tahsil etmek için Samet Güzel ile görüştüğünü, (Alaeddin Yıldırım'ın ifadesine yönelik çelişki üzerine yöneltilen soruya) hatırlamadığı bir tarihte bazı yöneticiler ile buluştuğunu, kendisine alacağı ile ilgili kağıt imzalatmak istediklerini ancak imzalamadığını beyan etmiştir.
1. Samet Güzel tıpkı İlhan Ekşioğlu,Aziz Yıldırım gibi şifreli konuşuyor. Olumlu olumlu vaziyet iyi problem yok sıkıntı yok her şey yolunda. falan gibi..
2.Samet Güzel Wedersonla görüşmesine rağmen hiçbir zaman Wederson'un adını kullanmıyor. Wederson'dan arkadaşım çoçuk diye bahsediyor.
3. Alaeddin Yıldırım Wedersonla sakin bir yere görüşmek istiyor.
4.Alaeddin Yıldırım İlhan Ekşioğlu'na neden Wederson geliyor demiyor da misafir geliyor senin eski evin orada oturan diye bahsediyor. Fenerlilere soruyorum yine. Bir arkadaşınız sizin eve gelecek ve diğer arkadaşınıza bunu haber ederken, Ahmet geliyor bana mı dersiniz yoksa hani şey vardı ya şey hani senin evinin arkasında oturan hani bir ara sen onla tartışmıştın ya işte o mu dersiniz ?
5. Bu maçta teşvik olduğunu yüzde yüz belli eden bir konuşma var. Samet Güzel Wedersondan haber geldiğini söylüyor ve Alaeddin Yıldırım Samet Güzele benimle şifreli konuş tamam mı deyip anlat diyor
6. 9 numara demek mi daha kolay yoksa Sercan demek mi daha kolay? İsim ezberlemek mi daha kolay yoksa numara ezberlemek mi ?
7. Alaeddin Yıldırım 9 numara dediğinde Samet Güzel onun ne olduğunu nasıl anlıyor da cevap veriyor ?
8. Sadece Fb ile alakalıysa bu görüşme neden hiç Wederson ismi geçmiyor ve neden şifreli konuşuluyor
9. Samet Wederson'u ofise götürdü mü yoksa götürmedi mi ? Wederson mu doğru söylüyor yoksa Samet Güzel mi?
10.Hakimin dediği gibi(Samet Güzele) hiç mi korkmadın tam da bu maç öncesi görüşüyorsun(buna benzer bir şeydi)
11. Mehmet Ekinci'nin, "Neden telefonda ismini söylemek yerine o arkadaş diyorsun?" sorusu üzerine Yıldırım, "'Yapı olarak öyle konuşurum." yorumunda bulundu.
Bu Samet Güzel Tff'den ceza almazsa yazıklar olsun.
17 Nisan da Trabzonspor-Bursaspor maçı var.
Savcı;
Alaeddin Yıldırım'ın ise; tercüman Samet Güzel aracılığıyla futbolcu Gökçek Vederson ile irtibat kurduğu, Alaeddin Yıldırım ve Samet Güzel'in 11.04.2011 günü İstanbul'da Vederson'la buluşarak Trabzonspor'u yenmeleri karşılığında para teklifinde bulundukları, Gökçek Vederson'un da bahse konu teklifi kabul ettiği,
06.04.2011 günü saat:10.58'de Alaeddin Yıldırım'ın, Samet Güzel'i aradığı görüşme;
Alaeddin: “Sametciğim sen nasılsın günaydın canım,...o arkadaş ile konuştun mu”, Samet:“Konuştum arkadaş ile konuştum,..olumlu olumlu”, Alaeddin: “Olumlu ben şimdi söylemiyorum,..sen hiç bir şey söyleme Samandıra'ya geleceğim Samandıra'da konuşacağız,.., tamam olumlu ise konuşuruz”, (tape:1679)
Bu konuşmadan sonra Alaeddin Yıldırım aynı gün içerisinde İlhan Ekşioğlu'na, Hasan Çetinkaya'ya ve Aziz Yıldırıma bu konuyla ilgili bilgiler veriyor.
10.04.2011 günü saat:14.15'de Alaeddin Yıldırım'ı, Samet Güzel'in aradığı görüşme;
Samet: “Şimdi çocuk şimdi bana bir mesaj attı bugün gelemeyeceğini söyledi,..ben de şey dedim ama geleceğin kesin net bir zaman söyle ki en kısa zamanda görüşelim dedim o da dedi ki yarın 1 buçuk 2 gibi İstanbul'dayım dedi”, Alaeddin: “Sen deki bana 5'te şuraya gel ben geleyim,..sakin bir yere tamam mı”, Samet: Tamam, (tape:1680)
10.04.2011 günü saat:21.43'de Alaeddin Yıldırım'ın Samet Güzel'i aradığı görüşme;
Samet: “Çocuk yarın 1-2 gibi geliyor,..1 ile 2 arası burada olacak” , Alaeddin: “Yarın saat 1'de konuşalım seninle”, (tape:1681)
11 Nisan 2011 saat 13:24'te Alaeddin Yıldırım bu konuyla ilgili şifreli olarak Ekşioğlu'na bilgi veriyor.
11.04.2011 günü saat:13.24'te İlhan Ekşioğlu'nu Alaeddin Yıldırım'ın aradığı görüşme;
Alaeddin: “... teyim şimdi 2 buçukta benim büroya benim bi misafir geliyor hani biliyorsun ya,…bi misafir geliyor işte anla işte o sana getirecek herhalde tamam mı abi ya sen de gelsen de...konuşalım ya şununla ya”, İlhan: “Neyi kim olduğunu tam anlamadım ama”, Alaeddin: “Şey ya bizim eski senin eski şeyin ya evin orada oturuyordu ya eski ev..”, İlhan: “Senin ağzın var ya hepten yamulmuş”, Alaeddin(gülerek): “Ben adamla adamla konuşamayacağım... gel ya gel işte gel gel,..ama hemen gel ha bak ben yoldayım 2 buçukta bende adam, 3'te de gidiyormuş,..anladın mı kim olduğunu”, İlhan: “Anlamadım”, Alaeddin: “Ya anla işte kardeşim işte bu i.nelerden işte,..Zeki Müren”, İlhan: “Zeki”, Alaeddin: “Haydi öptüm seni bay bay”. (tape:2034)
İlhan anlamayınca Alaeddin isim veriyor.
(İlhan Ekşioğlu’nun anlamadığını belirtmesi üzerine)
A. Y.: Ya bizim Vederson ha... Sen gelme o zaman tamam mı... değil mi İlhan...
15.04.2011 günü saat:16.34'de Alaeddin Yıldırım'ın Hasan Çetinkaya/Samet Güzel'i aradığı görüşme;
Alaeddin: “Beni bir Samet ile görüştürsene”, Hasan:“Samet ile hemen görüştüreyim hemen abi”, (Hasan Çetinkaya telefonu Samet Güzel'e veriyor), Samet: “Bir haber gelmedi herhangi bir şey söylemedi o yüzden aramadım ben”, Alaeddin: “Peki hiç konuştun mu onunla”, Samet: “Yok ama isterseniz konuşurum,.., tamam bir halini hatırını sorayım”. (tape:1689)
16.04.2011 günü saat:17.37'de Alaeddin Yıldırım'a, Samet Güzel'in mesaj attığı;
“Ali Bey konusalim. Arkadastan haber var.” yazdığı. (tape:1690)
16.04.2011 günü saat:19.58'de Alaeddin Yıldırım'ın Samet Güzel'i aradığı görüşme(tape:1691);
Alaeddin: “Benimle şeyli konuş tamam mı anlat”, Samet: “Tabi, tabi şimdi ben arkadaşım ile konuştum”.
16.04.2011 günü saat:22.20'de Alaeddin Yıldırım'ın, Samet Güzel'i aradığı görüşme;
Samet: “Arkadaşım ile konuştum (Gökçek Vederson ile yaptığı görüşmeyi aktardığı) arkadaşım da onun yanında olan arkadaşları ile konuşmuş 3 kişilermiş böyle,..3 kişi ondan sonra konuşmuş yani hiç bir sıkıntı yok diyor şu anda hiç bir problem yok diyor, konuştuğumuzdan farklı hiç bir şey yok her şey yolunda diyor”, Alaeddin: “Bu 9 numara da var mı onun içinde (Bursaspor takımında 9 numaralı formayı Sercan Yıldırım giyiyor)”, Samet: “Yok yok onların içinde o yok, onların içinde o yok”, Alaeddin: “Tamam iyi, umutlu mu” Samet: “İçlerinden çıkmayacağız diyor yani öyle diyor”, Alaeddin: “Tamam sen deki pazar sabah Ali bey seni bekliyor,...belkliyorum de İstanbul'a tamam mı”, dediği(tape:1694) belirlenmiştir.
Alaeddin Yıldırım kolluk ifadesinde; Gökçek Vederson'un eksi futbolcuları olduğunu, şahsın kulüplerinde oynadığı dönem içinde prim alacağı olduğunu, söz konusu karşılaşmadan önce bu alacak hakkında görüşmek ve gerekli belgelere imza attırmak için Samet Güzel aracılığı ile Gökçek Vederson ile irtibata geçtiğini, şifreli olduğu değerlendirilen telefon görüşmeleri için yapısı gereği böyle konuştuğunu özel bir sebebi olmadığını beyan etimiştir.
Samet Güzel kolluk ifadesinde; Gökçek Vederson'u Alaeddin Yıldırım'ın isteği üzerine aradığını, şahsı Alaettin Yıldırım'ın ofisine götürdüğünü, burada Gökçek'in önceki alacağı hakkında görüştüklerini beyan etmiştir.
Gökçek Vederson kolluk ifadesinde; Samet Güzel ile Alaeddin Yıldırım'ın ofisine gitmediğini, ancak o dönemde Fenerbahçe kulübünden alacağını tahsil etmek için Samet Güzel ile görüştüğünü, (Alaeddin Yıldırım'ın ifadesine yönelik çelişki üzerine yöneltilen soruya) hatırlamadığı bir tarihte bazı yöneticiler ile buluştuğunu, kendisine alacağı ile ilgili kağıt imzalatmak istediklerini ancak imzalamadığını beyan etmiştir.
1. Samet Güzel tıpkı İlhan Ekşioğlu,Aziz Yıldırım gibi şifreli konuşuyor. Olumlu olumlu vaziyet iyi problem yok sıkıntı yok her şey yolunda. falan gibi..
2.Samet Güzel Wedersonla görüşmesine rağmen hiçbir zaman Wederson'un adını kullanmıyor. Wederson'dan arkadaşım çoçuk diye bahsediyor.
3. Alaeddin Yıldırım Wedersonla sakin bir yere görüşmek istiyor.
4.Alaeddin Yıldırım İlhan Ekşioğlu'na neden Wederson geliyor demiyor da misafir geliyor senin eski evin orada oturan diye bahsediyor. Fenerlilere soruyorum yine. Bir arkadaşınız sizin eve gelecek ve diğer arkadaşınıza bunu haber ederken, Ahmet geliyor bana mı dersiniz yoksa hani şey vardı ya şey hani senin evinin arkasında oturan hani bir ara sen onla tartışmıştın ya işte o mu dersiniz ?
5. Bu maçta teşvik olduğunu yüzde yüz belli eden bir konuşma var. Samet Güzel Wedersondan haber geldiğini söylüyor ve Alaeddin Yıldırım Samet Güzele benimle şifreli konuş tamam mı deyip anlat diyor
6. 9 numara demek mi daha kolay yoksa Sercan demek mi daha kolay? İsim ezberlemek mi daha kolay yoksa numara ezberlemek mi ?
7. Alaeddin Yıldırım 9 numara dediğinde Samet Güzel onun ne olduğunu nasıl anlıyor da cevap veriyor ?
8. Sadece Fb ile alakalıysa bu görüşme neden hiç Wederson ismi geçmiyor ve neden şifreli konuşuluyor
9. Samet Wederson'u ofise götürdü mü yoksa götürmedi mi ? Wederson mu doğru söylüyor yoksa Samet Güzel mi?
10.Hakimin dediği gibi(Samet Güzele) hiç mi korkmadın tam da bu maç öncesi görüşüyorsun(buna benzer bir şeydi)
11. Mehmet Ekinci'nin, "Neden telefonda ismini söylemek yerine o arkadaş diyorsun?" sorusu üzerine Yıldırım, "'Yapı olarak öyle konuşurum." yorumunda bulundu.
Bu Samet Güzel Tff'den ceza almazsa yazıklar olsun.
29 Mart 2012 Perşembe
Şen ola Cimbom şen ola...
Nostalji.....Şen ola Cimbom şen ola. Yine böyle tezahüratlar yapsak güzel olmaz mı ?
26 Mart 2012 Pazartesi
Önder Turacı-Filip Holosko..
Kayserispor'un Fenerbahçe'den transfer ettiği Önder Turacı'nın, 11 Eylül'de yapılacak Kayserispor-Fenerbahçe karşılaşmasında kadroda yer almayacağı haberlerinin doğru olduğu bildirildi.
Kayserispor Asbaşkanı Şaban Miraboğlu, yaptığı açıklamada, Önder Turacı'nın Fenerbahçe'ye karşı oynamayacağı haberlerinin doğru olduğunu belirterek, şunları söyledi:
''Fenerbahçe, Önder Turacı'nın transferi konusunda bize büyük jest yaptı. Turacı'nın bonservis bedeli bizden istenmedi. Daha sonra Önder Turacı'nın Fenerbahçe karşılaşmasında kadroya alınmaması bizden rica edildi. Biz de Fenerbahçe'nin bize daha önce yaptığı jestin bir karşılığı olarak bu isteği kabul ettik.''
Miraboğlu, futbolcuların transferleri sırasında ve transfer sonrası kulüpler arasında bu konularda görüşmelerin zaman zaman yapıldığını, Fenerbahçe'nin bu isteğinin de gayet doğal olduğunu ifade etti.
Holosko Beşiktaş'a karşı yok
İstanbul Büyükşehir Belediyespor'da kiralık olarak forma giyen Holosko'nun, Beşiktaş'a karşı sahada olmayacağı öğrenildi.
İstanbul Büyükşehir Belediyespor Futbol Şube Sorumlusu Kamil Dizar, Beşiktaş ile yapacakları Ziraat Türkiye Kupası final maçında Filip Holosko'nun forma giymeyeceğini bildirdi.
Dizar, AA muhabirine yaptığı açıklamada, İstanbul Büyükşehir Belediyespor Yönetim Kurulu'nun, devre arasında yarım sezonluk kiralık olarak takıma katılan, ücretini siyah-beyazlı kulübün karşıladığı Holosko'nun kupa finalinde oynamamasına karar verdiğini ifade etti.
İstanbul Büyükşehir Belediyespor Başkanı Göksel Gümüşdağ ve Beşiktaş Kulübü Başkanı Yıldırım Demirören'in dostluk çerçevesinde bir araya geldiklerini bildiren Dizar'ın konuyla ilgili açıklaması şöyle: ''Holosko, devre arasında yarım sezonluğuna takımımıza katılmıştı. Transfer de oyuncunun halen bonservisine sahip olan Beşiktaş Kulübü'nün özverisiyle gerçekleşmişti. İstanbul Büyükşehir Belediyespor olarak, Holosko'ya kiralama bedeli ödemediğimiz gibi, bizde oynadığı yarım sezonluk ücretini de Beşiktaş Kulübü karşıladı. Beşiktaş'ın yabancı oyuncu kontenjanına yer açmak için kabul ettiği bu organizasyonda, İstanbul Büyükşehir Belediyespor ile yakın işbirliği ve her iki kulüp başkanının da birbirleriyle olan yakın diyaloğu etken oldu. Nitekim final maçı öncesinde de İstanbul Büyükşehir Belediyespor Başkanı Göksel Gümüşdağ ile Beşiktaş Kulübü Başkanı Yıldırım Demirören dostluk çerçevesinde yine bir araya geldiler. Bu görüşmede, Holosko'nun bonservisinin halen Beşiktaş'ta olmasından dolayı, çeşitli spekülasyonlara yol açacak olması nedeniyle İstanbul Büyükşehir Belediyespor olarak yönetim kurulumuz, Holosko'nun oynamamasına karar verdi. Karardan önce de oyuncuyla görüşüldü.''
Dizar, kupayı müzelerine götürmek istediklerini de belirterek, ''Ziraat Türkiye Kupası'nda finale yükselerek, kulüp tarihinin en önemli başarısına imza atan İstanbul Büyükşehir Belediyespor, 49. kupayı müzesine götürerek, bu başarısını taçlandırmayı her şeyden çok istiyor'' ifadelerini kullandı.
Bunları göremeyenler Culio'nun saçma açıklamaları üzerinden Galatasaray'a laf ediyorlar..
Kayserispor Asbaşkanı Şaban Miraboğlu, yaptığı açıklamada, Önder Turacı'nın Fenerbahçe'ye karşı oynamayacağı haberlerinin doğru olduğunu belirterek, şunları söyledi:
''Fenerbahçe, Önder Turacı'nın transferi konusunda bize büyük jest yaptı. Turacı'nın bonservis bedeli bizden istenmedi. Daha sonra Önder Turacı'nın Fenerbahçe karşılaşmasında kadroya alınmaması bizden rica edildi. Biz de Fenerbahçe'nin bize daha önce yaptığı jestin bir karşılığı olarak bu isteği kabul ettik.''
Miraboğlu, futbolcuların transferleri sırasında ve transfer sonrası kulüpler arasında bu konularda görüşmelerin zaman zaman yapıldığını, Fenerbahçe'nin bu isteğinin de gayet doğal olduğunu ifade etti.
Holosko Beşiktaş'a karşı yok
İstanbul Büyükşehir Belediyespor'da kiralık olarak forma giyen Holosko'nun, Beşiktaş'a karşı sahada olmayacağı öğrenildi.
İstanbul Büyükşehir Belediyespor Futbol Şube Sorumlusu Kamil Dizar, Beşiktaş ile yapacakları Ziraat Türkiye Kupası final maçında Filip Holosko'nun forma giymeyeceğini bildirdi.
Dizar, AA muhabirine yaptığı açıklamada, İstanbul Büyükşehir Belediyespor Yönetim Kurulu'nun, devre arasında yarım sezonluk kiralık olarak takıma katılan, ücretini siyah-beyazlı kulübün karşıladığı Holosko'nun kupa finalinde oynamamasına karar verdiğini ifade etti.
İstanbul Büyükşehir Belediyespor Başkanı Göksel Gümüşdağ ve Beşiktaş Kulübü Başkanı Yıldırım Demirören'in dostluk çerçevesinde bir araya geldiklerini bildiren Dizar'ın konuyla ilgili açıklaması şöyle: ''Holosko, devre arasında yarım sezonluğuna takımımıza katılmıştı. Transfer de oyuncunun halen bonservisine sahip olan Beşiktaş Kulübü'nün özverisiyle gerçekleşmişti. İstanbul Büyükşehir Belediyespor olarak, Holosko'ya kiralama bedeli ödemediğimiz gibi, bizde oynadığı yarım sezonluk ücretini de Beşiktaş Kulübü karşıladı. Beşiktaş'ın yabancı oyuncu kontenjanına yer açmak için kabul ettiği bu organizasyonda, İstanbul Büyükşehir Belediyespor ile yakın işbirliği ve her iki kulüp başkanının da birbirleriyle olan yakın diyaloğu etken oldu. Nitekim final maçı öncesinde de İstanbul Büyükşehir Belediyespor Başkanı Göksel Gümüşdağ ile Beşiktaş Kulübü Başkanı Yıldırım Demirören dostluk çerçevesinde yine bir araya geldiler. Bu görüşmede, Holosko'nun bonservisinin halen Beşiktaş'ta olmasından dolayı, çeşitli spekülasyonlara yol açacak olması nedeniyle İstanbul Büyükşehir Belediyespor olarak yönetim kurulumuz, Holosko'nun oynamamasına karar verdi. Karardan önce de oyuncuyla görüşüldü.''
Dizar, kupayı müzelerine götürmek istediklerini de belirterek, ''Ziraat Türkiye Kupası'nda finale yükselerek, kulüp tarihinin en önemli başarısına imza atan İstanbul Büyükşehir Belediyespor, 49. kupayı müzesine götürerek, bu başarısını taçlandırmayı her şeyden çok istiyor'' ifadelerini kullandı.
Bunları göremeyenler Culio'nun saçma açıklamaları üzerinden Galatasaray'a laf ediyorlar..
Futbolda "Süper Final" Devri Başlıyor
Spor Toto Süper Lig'de bu sezon ilk kez uygulanacak play-off sisteminin ismi Süper Final olarak değiştirildi.
8 Nisan 2012 tarihinde bitecek Spor Toto Süper Lig'in ardından müsabakalar 15 Nisan 2012 tarihinde başlayacak. Süper Kupa Finali 13 Mayıs 2012 tarihinde ise sona erecek. Süper Kupa Finali'nde normal sezondaki puan ve averajlar burada geçerli olmayacak. Çırağın Sarayı'nda gerçekleştirilen tanıtım toplantısına Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı Yıldırım Demirören, Tff 1. Başkanvekili Ufuk Özerten katıldı. Tanıtım toplantısında bir konuşma gerçekleştiren Ufuk Özerten, yaklaşık 40-45 senedir futbol yaşamı içinde olduğunu belirterek, "Bu yıl yorucu ve değişik bir süreç oldu. 40-45 senedir futbol yaşamı içindeyim. Bu seneki kadar olağanüstü koşullarda sezon geçirmedik. Zor koşullarla geldiğimiz sıradışı bir sezon geçirdik." diyerek şunları söyledi: "Son iki haftaya girdik. Üstteki 4 takım belli oldu. Ancak ikinci play-off grubuna girecek takımlar hala belli olmadı. Maçların çekişmeli geçmesinden dolayı hala kimin hangi sıraya gireceği belli değil. Maçların çekişmeli geçmesi bizi de mutlu ediyor.". Toplantının bitiminde Başkan Yıldırım Demirören, medya mensupları ile kısa süreli sohbet gerçekleştirdi.
25 Mart 2012 Pazar
Peter Crouch öyle bir gol attı ki!
Yok yok fotoğraftaki değil , bu sefer ki bi başka güzel... Dün oyanan Stoke -M.city karşılaşmasında takımını 57. dakikada 1-0 öne geçiren Peter Crouch öyle bir gol attı ki? Bu gole şapka,fes,bere ne var ne yok çıkartılır... (merak edenler için karşılaşma 1-1 sona ermiştir)
23 Mart 2012 Cuma
Hafta Sonu Futbol
23 Mart Cuma
21:30 Wolfsburg - Hamburg @Trt HD
24 Mart Cumartesi
14:15 CSKA Moskova - L. Moskova @Lig TV
14:45 Chelsea - Tottenham @Lig TV 2
16:30 Bayern Münih - Hannover 96 @Trt Haber
17:00 Liverpool - Wigan @Lig TV 2
19:00 Mallorca - Barcelona @NTV Spor
19:00 Fenerbahçe - Bursaspor @Lig TV
19:30 Schalke 04 - Leverkusen @Trt HD
19:30 Stoke City - Manchester City @Lig TV 3
20:00 Montpellier - St.Etienne @Lig TV 2
21:00 Real Madrid - Real Sociedad @NTV Spor
22:00 Valenciennes - Rennes @Lig TV 2
25 Mart Pazar
13:00 Zaragoza - A Madrid @NTV Spor
13:30 Sakaryaspor - Göztepe @Trt 1
15:30 Stuttgart - Nürnberg @Trt Haber
15:30 Eskişehirspor - Gaziantepspor @Lig TV
15:30 Karabükspor - Kayserispor @Lig TV 2
15:30 Manisaspor - Sivasspor @Lig TV 3
15:30 Ankaragücü - Antalyaspor @Discovery
15:30 Samsunspor - Mersin İdman Yurdu @ İZ Tv
15:30 Orduspor - Gençlerbirliği @National Geo
18:00 Toulouse - Auxerre @Lig TV 2
18:00 WBA - Newcastle United @Lig TV 3
19:00 Adanaspor - Elazığspor @Trt 3
19:00 Galatasaray - Trabzonspor @Lig TV
22:00 Corinthians - Palmerias @Lig TV 2
22:00 PSG - Bordeaux @Lig TV 3
26 Mart Pazartesi
20:00 İstanbul BŞB - Beşiktaş @Lig TV
22:00 Man. United - Fulham @Lig TV 3
21 Mart 2012 Çarşamba
Futbolun yüzü kızardı - Otto Baric
Otto Bariç... Türkiye'de hemen hemen herkes onu Trabzonspor maçındaki beline gelen taşla anıyor. Ali Murat Hamarat, günün tarihinde o unutulmaz maçı, dolayısıyla Bariç'i yazdı.
Tam 14 yıl önceydi. Trabzonspor, Türkiye Kupası çeyrek finalinde Fenerbahçe’yi ağırlıyordu. İlk maçı Kadıköy’de 2-1 kazanan Kanarya avantajını korumak istiyor, bordo-mavililer ise gol kovalıyordu.
Sessiz geçen ilk devre, ikinci yarı kopacak fırtınanın habercisiydi. 51. dakikada perdeyi açan Davor Vugrinec, bir anda ibrenin Karadeniz ekibine dönmesini sağlamıştı. Tur için mutlak tabelayı değiştirmek zorunda olan sarı-lacivertliler, 65’te on kişi kalmıştı. Son adam durumundaki Uche kırmızı kartı görünce, Trabzonspor iyiden iyiye rüzgârı arkasına almıştı.
Dakikalar 75’i gösteriyordu. Saha kenarından oyuncularuna direktif veren Otto Bariç, bir anda yere yığılmıştı. Olayın esbab-ı mucibesi bir taşta saklıydı. Deneyimli futbol adamı kurşun yemiş gibi duruyordu. Fenerbahçe gelen talimatla sahadan çekiliyor, hakem Murat Ilgaz’ın davetine icap etmiyordu. Karşılaşma tatil edilmiş, top federasyona gitmişti.
Başkan Haluk Ulusoy ise olaya temkinli yaklaşmıştı: “O nasıl taştır ki saha kenarındaki antrenörü 3.5 metre ileri uzatabiliyor. Bunu Magnum mermisi bile yapamaz.” Abartıp “Bomba mı atılmış, kurşun mu yemiş? O taş serçeye gelse bir şey yapmaz” diyenler bile vardı.
Birisi hükmen mağlup olacaktı...
Ali Şen, karşılaşma “Bizim lehimize 3-0 tescil edilir” dese de tam tersi oluyordu. Fenerbahçe sadece hükmen yenilmiyor ayrıca bir yıl kupadan men ediliyordu.
Yıllar sonra Bariç’in yardımcısı Cemşir Muratoğlu, Günebakış gazetesine olayı anlatmıştı: “Fenerbahçe 1-0 mağlup durumdaydı ve sahada 10 kişi kalmıştı. Baric bu durumda rol yaparak sonucu lehine çevirebileceğini zannetti. Takımın sahadan çekilme olayı da yönetimle birlikte aldığı karardı. Belki hükmen galip ilan edilebileceklerini hesaba kattılar. Ancak dönemin federasyonu sağduyulu davrandı ve bu oyuna gelmedi.”
Yumuşak doku zedelenmesiyle olayı atlatan Hırvat asıllı hoca, dört gün sonraki Galatasaray maçında takımının başında yerini almış, hattâ derbiden sonra şampanya bile içebilmişti. Onu da gününde anlatırız ya neyse... Devamı dört gün sonra!
20 Mart 2012 Salı
Fenerbahçe - Galatasaray 2-2 17.03.2012
Maç Öncesi
Cadde'den geri dönerken ışıklarda, Boğa'ya bişey yapılacaktı deniliyor ve geri dönülüyor.
Boğa artık parçalı... Kadıköy artık parçalı, cadde kumdan kale... Baskın basanındır!!!
Maç gecesi planları var kafalarda. Madem gidilemiyor, Kadıköy'de bikaç darbe vurmak isteniyor Fenerbahçe taraftarına... Fenerliler sıcacık yataklarında mışıl mışıl uyurken, Kadıköy'ün dört bir köşesine imzalar atılacak. Tayfa deplasman yasağının sinirini stresini üzerinden atmanın peşinde sadece.
Ancak bir haber yayılıyor ve Florya'da baskın olduğu haberi geliyor. Binlerce retweet atılıyor 1 fotoğraf için, Fener taraftarları, kendilerinden övgüyle bahsediyor. O sırada Abi giriyor içeri, "kalkın lan Samandıra'ya gidiyoruz!" Atlanıyor arabalara, Samandıra tesislerinin önünde şov yapılıyor, polisin gelmesiyle gösteri bitiyor ve tekrar arabalara atlanıyor. En fazla 1 km uzaklıktaki kavşaktan dönüp tekrar tesislerin önünden geçildiğinde en az 15 ekip arabası görülüyor tesislerde. O kadar korkmuş gözleri...
Sizleride unutmadık... (nazlı)
Tekrar toplanılıyor ve Kadıköy'e, asıl amaca doğru, harekete geçiliyor. Planlar yapılmış, bi grup stada, bi grup kfy sokağı nazlı'ya, bir grup istasyon tarafına derken yaklaşık yarım saat içinde operasyon tamamlanıyor. Stad, Nazlı'nın Yeri, Kızıltoprak, Samandıra, bütün Kadıköy işgal... Operasyon tamam!
Cadde'den geri dönerken ışıklarda, Boğa'ya bişey yapılacaktı deniliyor ve geri dönülüyor.
Boğa artık parçalı... Kadıköy artık parçalı, cadde kumdan kale... Baskın basanındır!!!
Kadıköydeki boğa heykelinin son hali gece saat 3 civarı
Baskın basanındır
Gelelim maç öncesi Floryaya...
Sezonun ilk yarısında 4 büyük kulüp arasında yapılan anlaşma gereği Fenerbahçe Şükrü Saracoğlu Stadı'nda yerlerini alamayacak olan sarı-kırmızılı taraftarlar, maç öncesinde Florya Metin Oktay Tesisleri'ne giderek futbolculara moral vermeye çalıştı.Binlerce Galatasaray taraftarı, öğle saatlerinden itibaren tesislerin çevresinde uzun saatler bekleyip, tezahüratlarıyla Florya'yı inlettiler. Bayraklar, pankartlar taşıyan ve ellerinde futbolcuların figürleri olan resimler bulunan taraftarlar, tesisin çevresini adeta sarı-kırmızılı renklere boyadılar. Meşaleler yakan taraftarlar, Fenerbahçe aleyhine tezahüratlar yaparken, takımlarını coşkulu bir destekle Kadıköy'e uğurladı.Kafileyi taşıyan otobüs, çevik kuvvet eşliğinde, izdiham nedeniyle zorlukla tesislerden ayrılarak Fenerbahçe Şükrü Saracoğlu Stadı'na doğru yola çıkabildi.
İstersen donatalım dört bir yanı bayraklarla
Ümit davalanın Otobüsün içinden çekip paylaştığı foto, ağaçlarda bile boş yer kalmamış...
fatih terimin kafası,elmanderin alnı,hasan şaşın kaşı maçmıydı savaşmıydı belli değil kan revan içinde bir maç...
Semih Kayanın maçın ardından attığı twiti; "Stad taki kareografi superdi dunyada hic bir takim taraftari boyle guzel bir organizasyon duzenleyemez :):):):)::):):):):):):):):))
"
Emrenin, Hakan Baltanın golü öncesi takım arkadaşlarına sitemi..! "Bittik... Bittik... Bittik biz beyler..!"
Hakan baltanın golü
90+4 Barosun Direkten dönen topu
Maç sonrası sosyal ağda paylaştıklarım
-5 tanesi 100 tl olan Bal reklamlarındaki baldan, daha ballısın fenerbahçe
-Kendi sahasında 60 dakika defans yapıp, aldığı beraberliğe sevinen kişiye ' fenerli ' denir .
-Mac 2-0'ken beni arayan arkadaslarima geri donus yapamadim onlardan özür diliyorum. Telefonum hala acik, arayabilirsiniz. :)
-yenemedik ama rezil ettik.
-Bu sefer gerçekten 2-2 sevinebilirsiniz.
-Bu arada hala 2-2 yi kutladığımızı sananlar var. ŞAMPİYONLUK kutluyoruz biz!
-Maçla ilgili en doğru yorumu rıdvan dilmen yapmıştır. http://s14.directupload.net/images/120217/bayrvr73.swf
-90+4'te topun direğe çarptığı anda ki o 52 bin kişinin çaresiz bakışlarından aldığım zevki, şu hayatta çok az şeyden aldım..
-O Direk 20 Milyon Fenerliye Sübhanekeyi Tersten Okuttu Biliyorum.
-Bu sefer gerçekten 2-2 sevinebilirsiniz.
-Bu arada hala 2-2 yi kutladığımızı sananlar var. ŞAMPİYONLUK kutluyoruz biz!
-Maçla ilgili en doğru yorumu rıdvan dilmen yapmıştır. http://s14.directupload.net/images/120217/bayrvr73.swf
-90+4'te topun direğe çarptığı anda ki o 52 bin kişinin çaresiz bakışlarından aldığım zevki, şu hayatta çok az şeyden aldım..
-O Direk 20 Milyon Fenerliye Sübhanekeyi Tersten Okuttu Biliyorum.
-Bu gün bir daha anladım babam mirasımı doğduğum an vermiş, beni Galatasaray'lı yaparak.
-Birde şu açıdanda bakmak gerekir Fenerbahçe, Galatasaray'ı Kadıköy'de 874 gündür yenemiyor....
-Barosun Fenerbahçeye üstü kalsın dediği bir maç...
-90+4 yorumum :) Hep o Guiza danasının yüzünden direğe bi sarıldı esnetti direkleri...
-Barosun Fenerbahçeye üstü kalsın dediği bir maç...
-90+4 yorumum :) Hep o Guiza danasının yüzünden direğe bi sarıldı esnetti direkleri...
-Ve son olarak fenerbahçelilerin maç sonrası yorumları. özellikle en altta ki yoruma dikkat..!
Maç Sonu Florya
19 Mart 2012 Pazartesi
Yıldırım Demirören'in 3 Yıla Kadar Hapsi İsteniyor!
Beşiktaş'ta 2005-2007 yılları arasında görev yapan Yıldırım Demirören ve 8 yönetici arkadaşı hakkında vergi kaçırıldığı gerekçisi ile Cumhuriyet Savcısı tarafından haklarında iddianame düzenledi. Hazırlanan bu iddianame mahkeme tarafından kabul edildi.
Yıldırım Demirören ve 8 arkadaşının konu ile ilgili mahkemeye çıkacağı öğrenildi. 1-3 yıl arası hapis istemiyle açılacak davanın 24 Mayıs'ta görülmeye başlanacağı öğrenildi.
Eğer suç teşkil eden bir durum varsa yargılanan kişiler, Savcı'nın özel talebiyle Resmi kurumlarda görev alamama cezasına da çarptırılacak.
TFF Başkanlığı görevini yürüten Yıldırım Demirören dava sonucu suçlu bulunursa, görevini bırakmak zorunda kalacak.
Kadıköy'de derbiler böyledir!
Kadıköy'de derbiler hep 'şölen' havasında geçer. Maç gününden sonra yayınlanan gazetelere baktığınızda, seyircinin muhteşemliğinden, atmosferin harikalığından, dem vurulur.
Gerets'in kafası yarılır, kimse çıkıp üstüne 3-5 laf etmez.
Mondragon'un kulağında ses bombası patlatılır, oralı olana rastlayamazsınız.
Hasan Şaş'ın kafasına, futbolcuyken yumurta, antrenörken para atılır, 'görmedim-duymadım-bilmiyorum' diye 3 maymunu oynarlar.
Golü atan Hakan Balta'nın kafasına bayrak diğeri atılır, yaşanmamış sayılır.
Fatih Terim'in kaşı açılır, "Olur böyle şeyler ama keşke olmasa" diye alabildiğine yüzsüzce konuşurlar.
Şükrü Saraçoğlu'ndaki derbiler böyle geçer. Her yol mübahtır, hatta stat hoparlörlerinden, Türk fimlerinde kullanılan 'tecavüz' müziği çalınır. Bakın dikkat edin, bunu yapan taraftar değil, kulübün himayesinde olan bir bölgede yapılıyor.
Ülkede bu kadar tecavüz yaşanırken, onu kutsayan bir anlayışın tezahürü olarak statta tecavüz müziği çalınıyor ve kimse zahmet edip de, bu konuyla ilgili yorum yapmıyor. Nasıl yapılsın ki? Çoluğunu çocuğunu koleje yazdırmak için yöneticilere dilenen, kendisine yazar diyen adamlar (!) mı yapacak bunu. Benim söylediğim de laf işte!
Ama tabii daha önce aynı statta hindi kesildiğini, koltuklara tezek sürüldüğünü, rakip taraftarlara sidik torbaları yağdırıldığına tanık olunca insan bir noktadan sonra şaşırmıyor.
'Ayıp' diyeceğim hafif kaçacak, 'terbiyesizlik' diyeceğim olmayacak, uygun bir söz bulamıyorum şu yaşanılanlara.
Şükrü Saraçoğlu'nda yaşananlar, can sıkmaya başladı. 3 Temmuz'dan bu yana yaratılan mağduriyet havasıyla, her şeyi yapabileceğini sanan bir güruh var karşımızda. "Ama canım, o psikoloji ile olur böyle şeyler" diyen insanlar bile var karşımızda.
Hem futbolu sevdiğinizi söyleyeceksiniz, hem de şu olan bitene dair tek bir kelime etmeyeceksiniz. Kusura bakmayın ama kimsenin futbolu sevdiği yok.
Sahadaki futbola gelince, kedi-fare oyunu türünden bir oyundu. 20 dakikada bulunan 2 harika golden sonra Galatasaray tek kale bir futbol oynadı, Fenerbahçe de, gücü oranında direnmeye çalıştı.
Bütün yorumcular ağız birliği etmişcesine Aykut Kocaman'ın sarı-lacivertli takımı geriye çektiğini, korktuğunu, ürktüğünü söyleyip durdu. Kazın ayağı öyle değil, futbol tek taraflı oynanan bir oyun değil çünkü. Galatasaray sahanın her tarafında, ezeli rakibini önce sindirdi, sonra ezdi. Maçın hakkı ne yazık ki 2-2 değildi ama topun yuvarlak olduğu bu oyunda, bazen böylesi skorlarla karşılaşabiliyorsunuz.
Galatasaray dominant futbolunu herkese kabul ettirdiği gibi, sarı-lacivertlilere de kabul ettirdi. 90 değil 990 dakikada olsa Fenerbahçe'nin bu maçı kazanmasına imkân yoktu. Olayı salt Aykut Kocaman'a bağlamak da, futbol fakirliğinden başka bir şey değildir. Play-off'ta daha açık seçik görülecektir, şu yazılanlar.
Alex'in ve Sow'un (açık bir faul) gollerine şapka çıkartmak gerekir, tıpkı Galatasaray'ın futboluna çıkarttığımız şapka gibi. Kendisine spor yazarı diyenler de, bizim çıkarttığımız şapkayı önüne alıp düşünmeye başlasın.
U.Ozan Darıcı
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)






































