Futbolun Yüzü Kızardı..!    Pele'nin hayatı    Hüseyin Göçek dosyası..!    Umut Bulut'un Schalke'ye Attığı Gol    Taci Kalkavan     Can Bravo    Sıla    Haftanın Analizi    Looking for istanbul    Adnan Polat şike soruşturması     Aziz Yıldırım şike soruşturması     Semih Kaya     Galatasaray - Real Madrid     Bilerek kar gördüler    Hikmet Karaman     İzmir Saat Kulesi     Faceden Kaçış Yok    Esaretin Bedeli     Morgon Freeman    Yoksulluk   

1 Şubat 2013 Cuma

Luciano'nun unutulmayan eli ve maç sonrası komik yorumu




Ediz Bahtiyaroğlu'nun babasından mektup..




Babam gidiyoruz dediğinde 13 yaşındaydım.

Evim diye bildiğim toprakları bırakıp, Türkiye’ye doğru yola çıktık. “Türkçe bilmiyorum ki, okula nasıl gideceğim” diye düşünüyordum. Babamın çok fazla parası da yoktu. Okula gitmek yerine bir fabrikaya girdim. Artık işçiydim.

Yıllar geçti. Ayten’i tanıdım. Hala işçiydim, hayat hala zordu. Evlendik ve üç çocuğumuz oldu. Çocukların hepsi güzel olur da, nedense en küçük olan hep daha farklı bir yere konur ya, işte bizim ufaklık da bir başkaydı. Daha annesinin karnındayken bile rahat durmuyordu. Benim diyen forvet öyle tekme yememiştir, Ayten’in yediği kadar. Yani 9 ay boyunca bir hakem olsa yanımızda, her gün çift sarıdan kırmızıyı yerdi. “Bak hanım, senin oğlun bu gidişle futbolcu olur” demiştim.

Ayten’i doğum için SSK’ya götürdüm. Bembeyaz tenli, renkli gözlü, 4 kilodan ağır bir bebek olarak dünyaya geldi. Ayten de yediği tüm tekmeleri unuttu gitti.

Okul çağı gelince, okula gönderdik ama aklı fikri topta. Ben de gençken futbol oynadım ama bu bir başka. Gözü futbol topundan başka hiçbir şey görmüyor. Mahalle arasında futbol oynuyor, gürültüden dolayı komşulardan hep şikayet alıyoruz. Mahallenin gençlerinin oluşturduğu bir futbol takımı varmış. Gitmiş o kulübe girmiş. Akşam eve geliyorum, oğlan kanter içinde, su gibi olmuş, sobanın yanında ısınıyor. Annesi tuvalette çamurlu ayakkabılarını yıkıyor. Diğer çocuklarıma bakıyorum, hep ders çalışıyorlar. Bu daha kitaplarının kapağını açmamış. Kitaplar kullanılmadığı için öylesine yeni gibi duruyor ki, her senenin sonunda o kitapları satıp, kendisine harçlık yapıyor.

10 yaşına gelince tutturdu beni seçmelere götürün diye. Ayten ona zaten hiç kıyamaz. O ne isterse yapar. Ertesi gün dolmuşa binip, şehrin süper ligde oynayan takımının seçmelerine gittiler. Annesi anlattı, binlerce çocuk varmış. Onların arasından bizimkini seçmişler.
-İsmail görmeliydin halini. Dolmuşa bindik eve geri dönüyoruz, sevinçten yerinde duramıyordu. “Anneciğim sana söz veriyorum. Seni saraylarda yaşatacağım” dedi bana.
-Altyapıda para da vermiyorlar. Nasıl göndereceğiz, forması, eşofmanı, dolmuş parası.
-Ses etme İsmail. Allah büyük, yaparız birşeyler.

Benden gizli gizli annesiyle gidip, taksitle krampon almışlar. Ev ile antrenman yapılan yer arası 10 km mesafe var. Hergün yürüyerek gidiyor. Soğukta elleri, yüzü morarmış biçimde geri geliyor. Çocuk sıcak bir banyo yapacak, tüp bitecek diye şofbeni bile açmıyorlar. Diğer taraftan, Ebru ile Engin’in dershanelerine para yetiştirmeye çalışıyoruz. Ayten her akşam, onun kıyafetlerini yıkayıp, sobanın yanında kurutuyor ki, sabaha hazır olsun. Bu çile 5 sene boyunca sürdü.

Erkek Lisesi’ne giderken bir gün Tarih öğretmeni annesini çağırdı. “Hanımefendi, bu çocuğun kafası boş, bundan birşey olmaz” dedi. Hepimiz biliyorduk onun futboldan başka hiçbir şeye ilgisinin olmadığını. Zaten o yılın sonunda ilk profesyonel imzasını da attı. 100 milyon lira verdiler. 10 lirasını cebine koymuş, 90 lirasını annesine vermiş. Ayten de gitmiş, 90 lirayla oğlu güçlensin, toplara daha iyi vursun diye et almış, muz almış. Nerede pahalı şey var, gidip almış, gelmiş mübarek.

Bir süre sonra Ankara’dan transfer teklifi geldi. Annesi ağladı etti ama kendisiyle aynı kulüpteki iki arkadaşıyla birlikte Ankara’ya gittiler. Daha 16 yaşındaydı. İki arkadaşı yapamamışlar dönmüşler. Bizimki her akşam yorganın altına girip, anneciğim, babacığım diye ağlıyormuş. Annesiyle telefonda konuşmuş. Annesi “istersen dön yavrum” demiş. “Sizin için kalıyorum. Para kazanmam, sizi rahat yaşatmam lazım” diye cevap vermiş.

O sene 2 milyar para kazandı. Hepsini bize gönderdi. Tıpkı öldüğü güne kadar yaptığı gibi. Ve bugün, sahip olduğumuz herşeyi ona borçluyuz. En son aldığı arabayı bile annesinin üzerine yapmış. Evladın hayırlısını yetiştirmişiz.

O gidiyorum dediğinde 26 yaşındaydı. Onu transferin son günü, cennete transfer ettik.

Umarım oralarda bir yerlerde, taksitle krampon satılıyordur.

Ediz Bahtiyaroğlu'nun Babası .

26 Ocak 2013 Cumartesi

4 kez aldattığı kocasına "kardeşim ol" dedi.


2 çocuklu Şerife Hanım 4 kez aldattığı kocasına "kardeşim ol" dedi...
Aşığına harçlık verdi !!! Her kaçışında karısını gittiği yerde eliyle koymuş gibi bulan dertli koca E.M 2 çocuğuyla geldiği karakolda karısı ve aşığıyla yüzleşti. Kaçak Şerife , "Ben dertli bir kadınım, beni sevmediğim bir adamla evlendirdiler." derken aşığı Durmuş Koç'a bin lira harçlık verdi.
Sevgilisiyle geldiği karakolda bir daha kaçacağını söyleyen Şerife Misal'in dertli kocası onu eve nasıl bağlayacağını bilemediğini belirtti.

25 Ocak 2013 Cuma

Karıncaların Muazzam Hayatı...





Karıncaların bu özelliklerini biliyor muydunuz?

* İşçi karıncaların neredeyse tamamı dişidir. Erkekler çiftleştikten kısa bir süre sonra ölürler.
* Karıncalar yaklaşık 60 milyon yıldır değişim geçiriyorlar.
* Kraliçe karınca 20 yıl yaşayabilir. Ve yaşamı boyunca yaptığı tek şey yumurtlamaktır.
* 500 binin üzerindeki bir karınca grubu bir kuşu, bir domuzu ya da atı öldürebilir.
* Bir karınca kendisinden 50 kat fazla bir ağırlığı taşıyabilecek güçte.
* Karıncalar acımasız savaşçılardır. Isırabilirler, sokabilirler ve arkalarından asit fışkırtabilirler.





27 Haziran 2012 Çarşamba

Saman Altından Su Yürütmek


Vaktiyle bir ova köyünde, köylüler tarlalarını sulamak için ırmağın suyunu nöbetleşe kull­ anmak üzere anlaşmışlar. Irmak boyunda bulunan tarlalar, açılan kanallar vasıtasıyla sıra ile sulanıyor, herkes ziraatiyle meşgul oluyormuş. Köyün açıkgözlerinden birisi, daha fazla su alabilmek için tarlasında derin ama ince bir kanal kazıp ırmaktan su çalmayı aklına koymuş. Kanalı gizleme maksadıyla da üzerini çalı çırpı ve taşlarla örtüp araziye uydurmuş. En üste de saman yığınları koymuş ki kimse kanaldan şüphe etmesin.

Bir müddet sonra, ırmağın daha aşağılarındaki tarlalara giden suyun azalması üzerine köylüler, durumu araştırmaya karar vermişler. Ne çare ki arayıp taramaları sonuçsuz kalmış. Daha yukarılarda çok akan suyun, belirli bir noktadan sonra birdenbire azalmas­ ına bir türlü anlam verememişler. Nihayet tarlaları dolaşıp bakmaya başlamışlar. Kaçak su alan köylünün tarlasına geldiklerinde, bostan havuzunun daima su ile dolu durduğu dikk­ atlerini çekmiş. Üstelik, havuzun üzerinde saman kırıntıları yüzmekteymiş. Bu suya bu samanlar nereden geliyor diye araştırınca, saman yığınlarına ulaşmışlar ve hileyi anlayıp samanları eşeleyince kanalı bulmuşlar. Bunun üzerine, köyün ihtiyar heyeti toplanmış ve köylüyü falakaya yatırmışlar.

Değneği vururken diyorlarmış ki:

— Saman altından su yürütürsün ha! Al bakalım hak ettiğin cezayı!..

(İSKENDER PALA - İKİ DİRHEM BİR ÇEKİRDEK KİTABINDAN)

6 Nisan 2012 Cuma

SAMET GÜZEL VE TEŞVİK...

 Sinsi Samet Güzeli incelemek lazım..

17 Nisan da Trabzonspor-Bursaspor maçı var.

Savcı;
Alaeddin Yıldırım'ın ise; tercüman Samet Güzel aracılığıyla futbolcu Gökçek Vederson ile irtibat kurduğu, Alaeddin Yıldırım ve Samet Güzel'in 11.04.2011 günü İstanbul'da Vederson'la buluşarak Trabzonspor'u yenmeleri karşılığında para teklifinde bulundukları, Gökçek Vederson'un da bahse konu teklifi kabul ettiği,


06.04.2011 günü saat:10.58'de Alaeddin Yıldırım'ın, Samet Güzel'i aradığı görüşme;

Alaeddin: “Sametciğim sen nasılsın günaydın canım,...o arkadaş ile konuştun mu”, Samet:“Konuştum arkadaş ile konuştum,..olumlu olumlu”, Alaeddin: “Olumlu ben şimdi söylemiyorum,..sen hiç bir şey söyleme Samandıra'ya geleceğim Samandıra'da konuşacağız,.., tamam olumlu ise konuşuruz”, (tape:1679)

Bu konuşmadan sonra Alaeddin Yıldırım aynı gün içerisinde İlhan Ekşioğlu'na, Hasan Çetinkaya'ya ve Aziz Yıldırıma bu konuyla ilgili bilgiler veriyor.

10.04.2011 günü saat:14.15'de Alaeddin Yıldırım'ı, Samet Güzel'in aradığı görüşme;

Samet: “Şimdi çocuk şimdi bana bir mesaj attı bugün gelemeyeceğini söyledi,..ben de şey dedim ama geleceğin kesin net bir zaman söyle ki en kısa zamanda görüşelim dedim o da dedi ki yarın 1 buçuk 2 gibi İstanbul'dayım dedi”, Alaeddin: “Sen deki bana 5'te şuraya gel ben geleyim,..sakin bir yere tamam mı”, Samet: Tamam, (tape:1680)

10.04.2011 günü saat:21.43'de Alaeddin Yıldırım'ın Samet Güzel'i aradığı görüşme;

Samet: “Çocuk yarın 1-2 gibi geliyor,..1 ile 2 arası burada olacak” , Alaeddin: “Yarın saat 1'de konuşalım seninle”, (tape:1681)

11 Nisan 2011 saat 13:24'te Alaeddin Yıldırım bu konuyla ilgili şifreli olarak Ekşioğlu'na bilgi veriyor.

11.04.2011 günü saat:13.24'te İlhan Ekşioğlu'nu Alaeddin Yıldırım'ın aradığı görüşme;

Alaeddin: “... teyim şimdi 2 buçukta benim büroya benim bi misafir geliyor hani biliyorsun ya,…bi misafir geliyor işte anla işte o sana getirecek herhalde tamam mı abi ya sen de gelsen de...konuşalım ya şununla ya”, İlhan: “Neyi kim olduğunu tam anlamadım ama”, Alaeddin: “Şey ya bizim eski senin eski şeyin ya evin orada oturuyordu ya eski ev..”, İlhan: “Senin ağzın var ya hepten yamulmuş”, Alaeddin(gülerek): “Ben adamla adamla konuşamayacağım... gel ya gel işte gel gel,..ama hemen gel ha bak ben yoldayım 2 buçukta bende adam, 3'te de gidiyormuş,..anladın mı kim olduğunu”, İlhan: “Anlamadım”, Alaeddin: “Ya anla işte kardeşim işte bu i.nelerden işte,..Zeki Müren”, İlhan: “Zeki”, Alaeddin: “Haydi öptüm seni bay bay”. (tape:2034)

İlhan anlamayınca Alaeddin isim veriyor.

(İlhan Ekşioğlu’nun anlamadığını belirtmesi üzerine)
A. Y.: Ya bizim Vederson ha... Sen gelme o zaman tamam mı... değil mi İlhan...


15.04.2011 günü saat:16.34'de Alaeddin Yıldırım'ın Hasan Çetinkaya/Samet Güzel'i aradığı görüşme;

Alaeddin: “Beni bir Samet ile görüştürsene”, Hasan:“Samet ile hemen görüştüreyim hemen abi”, (Hasan Çetinkaya telefonu Samet Güzel'e veriyor), Samet: “Bir haber gelmedi herhangi bir şey söylemedi o yüzden aramadım ben”, Alaeddin: “Peki hiç konuştun mu onunla”, Samet: “Yok ama isterseniz konuşurum,.., tamam bir halini hatırını sorayım”. (tape:1689)

16.04.2011 günü saat:17.37'de Alaeddin Yıldırım'a, Samet Güzel'in mesaj attığı;

“Ali Bey konusalim. Arkadastan haber var.” yazdığı. (tape:1690)

16.04.2011 günü saat:19.58'de Alaeddin Yıldırım'ın Samet Güzel'i aradığı görüşme(tape:1691);

Alaeddin: “Benimle şeyli konuş tamam mı anlat”, Samet: “Tabi, tabi şimdi ben arkadaşım ile konuştum”.

16.04.2011 günü saat:22.20'de Alaeddin Yıldırım'ın, Samet Güzel'i aradığı görüşme;

Samet: “Arkadaşım ile konuştum (Gökçek Vederson ile yaptığı görüşmeyi aktardığı) arkadaşım da onun yanında olan arkadaşları ile konuşmuş 3 kişilermiş böyle,..3 kişi ondan sonra konuşmuş yani hiç bir sıkıntı yok diyor şu anda hiç bir problem yok diyor, konuştuğumuzdan farklı hiç bir şey yok her şey yolunda diyor”, Alaeddin: “Bu 9 numara da var mı onun içinde (Bursaspor takımında 9 numaralı formayı Sercan Yıldırım giyiyor)”, Samet: “Yok yok onların içinde o yok, onların içinde o yok”, Alaeddin: “Tamam iyi, umutlu mu” Samet: “İçlerinden çıkmayacağız diyor yani öyle diyor”, Alaeddin: “Tamam sen deki pazar sabah Ali bey seni bekliyor,...belkliyorum de İstanbul'a tamam mı”, dediği(tape:1694) belirlenmiştir.


Alaeddin Yıldırım kolluk ifadesinde; Gökçek Vederson'un eksi futbolcuları olduğunu, şahsın kulüplerinde oynadığı dönem içinde prim alacağı olduğunu, söz konusu karşılaşmadan önce bu alacak hakkında görüşmek ve gerekli belgelere imza attırmak için Samet Güzel aracılığı ile Gökçek Vederson ile irtibata geçtiğini, şifreli olduğu değerlendirilen telefon görüşmeleri için yapısı gereği böyle konuştuğunu özel bir sebebi olmadığını beyan etimiştir.

Samet Güzel kolluk ifadesinde; Gökçek Vederson'u Alaeddin Yıldırım'ın isteği üzerine aradığını, şahsı Alaettin Yıldırım'ın ofisine götürdüğünü, burada Gökçek'in önceki alacağı hakkında görüştüklerini beyan etmiştir.

Gökçek Vederson kolluk ifadesinde; Samet Güzel ile Alaeddin Yıldırım'ın ofisine gitmediğini, ancak o dönemde Fenerbahçe kulübünden alacağını tahsil etmek için Samet Güzel ile görüştüğünü, (Alaeddin Yıldırım'ın ifadesine yönelik çelişki üzerine yöneltilen soruya) hatırlamadığı bir tarihte bazı yöneticiler ile buluştuğunu, kendisine alacağı ile ilgili kağıt imzalatmak istediklerini ancak imzalamadığını beyan etmiştir.

1. Samet Güzel tıpkı İlhan Ekşioğlu,Aziz Yıldırım gibi şifreli konuşuyor. Olumlu olumlu vaziyet iyi problem yok sıkıntı yok her şey yolunda. falan gibi..
2.Samet Güzel Wedersonla görüşmesine rağmen hiçbir zaman Wederson'un adını kullanmıyor. Wederson'dan arkadaşım çoçuk diye bahsediyor.
3. Alaeddin Yıldırım Wedersonla sakin bir yere görüşmek istiyor.
4.Alaeddin Yıldırım İlhan Ekşioğlu'na neden Wederson geliyor demiyor da misafir geliyor senin eski evin orada oturan diye bahsediyor. Fenerlilere soruyorum yine. Bir arkadaşınız sizin eve gelecek ve diğer arkadaşınıza bunu haber ederken, Ahmet geliyor bana mı dersiniz yoksa hani şey vardı ya şey hani senin evinin arkasında oturan hani bir ara sen onla tartışmıştın ya işte o mu dersiniz ?
5. Bu maçta teşvik olduğunu yüzde yüz belli eden bir konuşma var. Samet Güzel Wedersondan haber geldiğini söylüyor ve Alaeddin Yıldırım Samet Güzele benimle şifreli konuş tamam mı deyip anlat diyor
6. 9 numara demek mi daha kolay yoksa Sercan demek mi daha kolay? İsim ezberlemek mi daha kolay yoksa numara ezberlemek mi ?
7. Alaeddin Yıldırım 9 numara dediğinde Samet Güzel onun ne olduğunu nasıl anlıyor da cevap veriyor ?
8. Sadece Fb ile alakalıysa bu görüşme neden hiç Wederson ismi geçmiyor ve neden şifreli konuşuluyor
9. Samet Wederson'u ofise götürdü mü yoksa götürmedi mi ? Wederson mu doğru söylüyor yoksa Samet Güzel mi?
10.Hakimin dediği gibi(Samet Güzele) hiç mi korkmadın tam da bu maç öncesi görüşüyorsun(buna benzer bir şeydi)
11. Mehmet Ekinci'nin, "Neden telefonda ismini söylemek yerine o arkadaş diyorsun?" sorusu üzerine Yıldırım, "'Yapı olarak öyle konuşurum." yorumunda bulundu.


Bu Samet Güzel Tff'den ceza almazsa yazıklar olsun.

34. Hafta Spor Toto Süper Lig Maçları

Karabük-Beşiktaş: 0
Ankaragücü-Kayseri: 2
Fenerbahçe-Antalya: 1
Samsun-Sivas: 1
Bursa-G.Antep: 1
İstanbul BŞB-G.Birliği: 1
Eskişehir-Mersin: 1
Ordu-Trabzon: 2
Manisa-G.Saray: 2